Vakıf Hakkında
Faruk Erem
Hümanist Dergi
Biyolojik Çeşitlilik

Sanık Düşünürler

Ümanist Doktrin

Sri Lanka

Faaliyetlerimiz

Sanatın Silahla Buluşması

Sosyal Faaliyetler

Bitki Bilim Bahçesi

Sessizlik

Psikolojik Kalıtım (İrsiyet)

Barbunya Pilaki

Maden Sanatı

Kaya Tapınağı

Sri Lanka'lı Kızlar

Arka Kapak


Haberler
Gezelim Tanıyalım
Bize Yazın
Mithatpaşa Cad. No:66/6      Tel: 0312-419 38 65      Fax: 0312-222 78 43
    İnsanoğlu var olduğundan beri çeşidi ne olursa olsun silah kullanmaktadır. Tarih öncesi devirlerinde sadece av hayvanı yakalamak için kullanılan ilkel silahlar, zamanla insanların çoğalması ve toprak kavgalarının başlamasıyla insanların birbirini öldürmesi içinde kullanılır olmuştur. Tarih boyunca savaşçı topluluklar çok çeşitli silahlar üretmişlerdir. Bunlardan kişisel kullanıma en uygun olanlar, kılıç, mızrak, kama, tabanca, tüfek ve benzeridir.

    Sürekli savaşmak zorunda olan Bozkır Türkleri silahın işlevselliğinin yanında estetiğiyle de ilgileniyorlardı. Kılıçların hayvan figürlü kabzaları altın levhalarla kaplanıyor ve kıymetli taşlarla süsleniyordu. Zaman içinde gelişen ve çeşitlenen silahların biçimleri de değişiyordu. Kılıç, yakın döğüş silahlı olarak piyade ve süvariler tarafından çok eski dönemden beri kullanılmakta olup üç kısımdan oluşuyordu: Kabza, balçak ve kesici gövde. Kabza, el ile tutulan kısımdır. Balçak ise gövdeyi kabzaya bağlayan bölümdür, kılıcın elden kaymasını önlemek ve eli korumak için yapılmıştır. Kesici gövde kesme ve delme görevini yerine getiren asıl bölümdür. Demir ve nitelikli çelikten yapılan gövde de kan olukları da bulunur. Kılıçların en güzel örneklerini dünyanın bütün müzelerinde görmek mümkündür, Ünlü kılıç ustaları Türk Kılıcına klasik biçimini vermişlerdir. İnce ve zarif kabzalarda kemik, fildişi, deri gümüş ve altın kullanılmıştır. Genellikle dört kollu olan balçakların üzeri altın, gümüş, değerli ve yarı değerli taş kakmalarla zenginleştirilmiştir. Namlu hafif eğri ve tek ağızlıdır.
Namlunun süslemesinde bitkisel ve geometrik motif birlikte kullanılmıştır. Ayrıca Osmanlı'da küfi ve sülüs hat örnekleri ile ayet ve hadisler de kesici gövdeyi zenginleştirir. Pala, kesici gövdesi kısa, enli uca doğru genişleyerek sonlanan yakın döğüş silahıdır. Hançer, kesici gövdesi bazen tek ama genellikle çift ağızlı kesici bir silahtır. Namlusu kavisli oldukça sivri ve olukludur. Hançerin namlusu düz ve iki ağızlı olanına Kama adı verilir. Kemere takılarak taşınan Türk Hançerleri yaklaşık 30-40 cm boyundadır. Çelikten yapılmış kesici gövdesi altın veya gümüş kakma yazılar ve bitkisel motiflerle süslenmiştir. Kabzaları kemik, fildişi, gümüş ve altın kaplamadır. Bunlar ahşap üzerine kadife, deri, gümüş ve altın kaplama bir kın içinde taşınır. Bunların en güzel örnekleri saray ve askeri müzelerde görülür. Balta, Ahşap veya metal bir sapa takılan demir, çelik ve bronzdan yapılmış bir yüzü kesici diğer yüzü vurucu ir silahtır. Müzelerde değişik örnekleri ulunan baltaların üzeri altın ve gümüş kakma tekniklerinde bitkisel motif ve kitabelerle süslenmiştir. Teber ise bir sapa takılı çift ağızlı baltadır. Kesici gövdeleri ay biçiminde olduğu için bunlara bazen "ay balta" da denmiştir. Mızrak, uzun bir sırıkla ucuna geçirilmiş sivri uçlu bir demirden oluşur. Ok ve yay, ok atmakta kullanılan yay, kavisli bir ağaç kabuk ile buna gerilmiş kirişten oluşur. Yay yapımında her türlü ağaç kullanılsa da en kıymetli olanı akça ağaçtır. Yaya gerilen ve atış hızını sağlayan kirişse öküzün bilek ve dizi arasından çıkarılan sinirlerden yapılırdı. Yayın ana malzemesi olan ağaç başta altın yaldız olmak üzere çeşitli boyalarla süslenirdi. Oklar ise başlıca üç kısımdan ibaretti. Temren okun ucunda bulunan sivri kısımdır. Kemik, pirinç, demir ve çelikten yapılmıştır.
Genel olarak çam, dişbudak ve gürgen gibi hafif ve sert ağaçlardan yapılan ok gövdesinin uzunluğu yay uzunluğunun yarısı kadardır. Ok gövdesi üzerine dizilen kuş tüyleri veya küçük kanatçıklar okun "yelek" kısmını oluşturur ve atışta dengeyi sağlardı. Ok ve yay muhafazaları deri kumaş ve ahşaptan yapılırdı. Gürz, topuz ve şeşper gibi adlar alan vurucu silahlar bir sap ve ucundaki vurucu gövdeden oluşur. Bunlar gerek savaş gerekse tören silahı olarak kullanılmıştır. Vurucu gövde gürzde armudi, topuzda yuvarlaktır. Şeşper ise altı dilimli topuza verilen addır. Bozdoğan gürzün Türkçe adıdır. Top, tüfek ve tabanca, toplar genellikle tunçdan dökülmüştür. Üzerlerine kabartma tekniğinde usta adı dekoratif bitkisel süslemeler işlenmiştir. Bunların en önemli örnekleri askeri müzelerdedir.
Tüfekler ve tabancalar, ateşleme mekanizmaları, nişangah sistemleri, kazma ve dipçik formlarıyla çeşitlilik gösterir. Tüfek ve tabanca dekorasyonunda namlularda altın, gümüş, yarı değerli taş kakma, dipçik ve kabzalarda kemik, gümüş ve taş kakma kullanılmıştır.

    Silahlar biçimlerinin ve üstün niteliklerinin yanı sıra oyma, kakma, ajur, telkari ve savat tekniklerinde yapılmış süslemeleriyle sanat eseri niteliğini de taşır.

Sanatın Her Alanda Uygulanabilirliğinin
En Güzel Kanıtı: