Vakıf Hakkında
Faruk Erem
Hümanist Dergi
Yapısal Gelişmeler

Faruk Erem'in Konuşması

Tutuklama

Şiir: SON

Faaliyetlerimiz

Eski Yakın Doğu

Kayaçlar

Patates Salatası

İzlanda

Tatil

Toplumun İnsanlar Üzerindeki Etkileri

İshakpaşa Sarayı

Ön Kapak İçi

Arka Kapak İçi

Arka Kapak


Haberler
Gezelim Tanıyalım
Bize Yazın
Mithatpaşa Cad. No:66/6      Tel: 0312-419 38 65      Fax: 0312-222 78 43
Hukuktaki bazı deyimlerle gerçeği karşılaştırırsak şaşırmamak elden gelmez. Örneğin: "Mahkumiyet kararı kesinleşinceye kadar sanık suçsuz sayılır". Bu kural Anayasalarda da yer alır. Teknik adı şudur: "masumluk karinesi".

Madem ki her sanık hükme kadar suçsuz sayılacaktır, o halde neden tutukluyoruz? Tutuklananı çevresi de suçsuz sayar mı?

Bu "suçsuz"u Ağır Ceza Mahkemesine jandarmalar getirir, jandarmalar götürür. Getirirken kelepçelidir. Duruşmada kelepçeleri sökülür. Tutanağa şöyle geçer: "serbest olarak duruşmaya alındı", sadece kelepçesizlik serbestlik midir? Ya duruşmada sanığın arkasında duran iki jandarma! Biraz evvel sökülen kelepçe, giderken takılmayacak mı? Aradan on yıl geçmiş, suçsuzluğu anlaşılmış, adam beraat etmiş, salıverilmişti. İlk yadırgadığı şey yanında jandarmasız, elleri kelepçesiz yürüyebilmekti. Alışması kolay olmadı.

On yılda çok şeyler değişmişti. Geçen "on" yıl, sadece sayı değil ki. Yaşlı Ana-Babası ölmüşlerdi, kederlerinden. Karısı intihar etmişti, sürünmekten. Acıyanlar, küçük kız çocuğunu evlatlık vermişlerdi, el kapısına. Çıkınca aradı, bulamadı.

Bana öyle geliyor ki, Adalet yanıldığını anlayınca geri veremeyeceğini baştan almamalı. "Masumluk karine-si"ni şimdi daha iyi anlıyorum. Tutuklamaya gelince, bu yeni zamanların icadı. Eski uygarlıklarda tutuklama yoktu. Davanın sonu beklenirdi.