Vakıf Hakkında
Faruk Erem
Hümanist Dergi
Geçmişten Günümüze....
Grafoloji
Faruk Erem'in Gazete Arşivinden
Deniz Senfonisi (Şiir)
Düşün (Şiir)
Heykel
Faaliyetlerimiz
Türk Ebru Sanatı
Geleneksel Sofralar
Sağlık Köşesi
Helva
Sizden Gelenler

Haberler
Gezelim-Tanıyalım
Bize Yazın

Yazının Bilimsel Değeri; GRAFOLOJİ




Yazı insanlık tarihinde göreli olarak "yeni" bir buluştur. Yazı için "uygarlığın belleği" denir. Yazının İsa'dan evvel ikiyüz bin yıllarında bulunduğu söylenir, daha evvelinde yazılı metine raslanmaz.

Yazıda görülen "jest"lerin kişinin hareketlerine eşit bir yanı vardır, yazanın psikolojisini yansıtır. Stil "insanın kendisidir" der- ler.

"Grafoloji" halen hakikatin tecellisi için kullanılabilecek bir usul haline gelmiştir. Bu usul "karakter" ile" yazı" arasında mevcut münasebete dayanır. Nasıl karakter ile jest ler arasında muhasebet mevcut ise, bir çok küçük jestlerden teşekkül etmiş sayılabilecek olan yazı ile karakter arasında da münasebet vardır. Bu sebeple yazısına bakarak bir kimsenin karakteri hakkında netice çıkarmak imkanı mevcuttur. Yazı yazılırken içinde bulunulan ruhi durumun yazı üzerinde az veya çok bir tesir icra ettiği sabit ol- muştur.

Yazı, kesin surette kişiseldir. Harflerin yazılması, birbirlerine yakınlıkları, bazılarına önem verilmesi, gibi özellikler yer alır. Ruhsal durumun değişikliği yazıda görülür.

Bazı esaslara dayanarak yazıdan, onu yazanın çocuk veya büyük olduğu hissi veya fikri mizaçlı olup olmadığı, normal veya şahsiyetin patolojik bir değişmeye maruz kaldığı bir zamanda yazının yazılmış olduğu neticesini çıkarmak mümkündür.

İki kolu kesilmiş kimselerin ayak parmaklan ile yazmağı öğrendikleri zaman öğrenme devresinin sonunda yazıların grafoloji bakımından kolları kesilmeden evvelki yazılarının aynı olduğu görülmüştür. O halde şahsın genel karakteri muayyen jestlerle haricileştiğine ve daima tekrar edilen bu hareketlerin yazıya da intikal edeceğine göre yazının karakter teşhisinde kullanılabileceği şüphenin dışındadır. Bundan başka yazı yazılırken şahsın psikolojik durumunun tesiri yine yazıdan istihraç edilebilecektir.

Grafoloji öğrenilebilir, fakat bu öğrenim yıllar alır. Grafoloji'nin de sınırları vardır. Deneyim arttıkça uzman daha temkinli olur.

Grafoloji yazı sahibinin "geleceğinin teşhisi"ni göstermez. Bu grafoloji'nin sınırlarından biridir.

"Grafoloji modem dünyada yerini almıştır. En ciddi, sorumluluk ve bilimselliği gerektiren alanlara girmiştir, işçi seçimi ile endüstride, hastalıklann teşhisiyle tıpda, suçluların belirlenmesi ile adli alanda, mesleğe yönlendirme ile eğitimde, rehberlik ve diğer benzeri uygulamalarla sosyal yapının her düzeyinde yararlanılmaktadır grafolojiden.".

a) Yazı ve ruh halleri: "Heyecan" ile harflerin, kelimelerin yazılışında eşitsizlik, sükunet ile eşitlik, keder ile yazıda aşağıya doğtu kayma, neşede yukarıya doğru yükselme, zevk anında yuvarlak şekil alma, hasislikte harflerin, kelimelerin yazılışında sıkışıklık, cömertlikte bilakis aralıklı ve geniş yazı, gurur ile yüksek ve basit, keskin şekiller gösteren yazı arasında münasebet gözükmektedir. Bundan başka grafoloji zeka ve irade ile ilgili hususları da tesbit etmiş bulunmaktadır. Küçüklerin yazısında yazının henüz teşekkül etmemiş olmasından ileri gelen tereddüt, olgunluk çağında yazıda katiyet ve nisbi bir intizam, çok ileri yaşlarda yorgunluk, az veya çok titremeden gelen intizamsızlık müşahede edilir.

"Yazıda görülen "yukarı çıkan", yatay olan, yükselen aşağı doğru giden yada dalgalı (ondüle) olan çizgiler, kişinin davranışı hakkında mükemmelen bilgi sağlar. Mesela cesareti kırılmış, karamsar olan kişi rahatlıkla hareket ettirebilecek olan şevkten mahrumdur; bu itibarla jesti de cesaretsiz, neşesizdir, el, kendiliğinden, sanki düşer, çizilen çizgilerde, el hareketine uyar. Bununla beraber bu kişide, tepkide bulunmak üzüntüsüne karşı koymak isteği yer alabilir ki buna göre bu ruh hali yazıdaki ya bir kaç kelimeyi, ya bir kaç satırı yada satır sonlarını etkiler, bu kişinin zıddı olarak iyimser ihtiraslı şevkli olan kimsenin durumu vardır ki bunun yazısında, kelimeler ve sanki çizgiler yükselir gibi görünür. Yazısındaki çizgiler, kavisli (sinueuses), eğilir, bükülür gibi görünen kişinin karakteri daha zor kavranır. Burada, zayıf iradeli, kolayca telkine kapılabilir bir kişi karşısında bulunabilinir; ama bu kişi, becerikli, işini bilir, hedefini tayin edebilen, hal ve şartlara uyan bir insan da olabilir."

b) Akıl maluliyeti: "Akıl maluliyeti" hallerinin yazı üzerinde aşikar tesiri vardır: "Erken bunamada" bariz karışıklık lüzumsuz harfler kullanma, aynı harfin üç dört defa arka arkaya sıralanması gözükür. "Genel felç"lilerin ve eblehlerin yazılarında da bariz hususiyetler vardır.

"Melankolikler"de ve umumiyetle ruhi bir çöküntü halinde bulunanlarda yazı küçük ve mütereddittir. "Manyaklar" da yazı uzun ve serttir.

"Kişinin sağlık durumu, bastırma tarzı üzerinde çok etkilidir; mizacın da bunda payı vardır, özellikle lemfatizm, gevşek yazı tarzını gerektirir. Baskı, ayrıca irade hakkında bilgi verir. Bu hususta verilen iki yazı örneğinde biri dengeli, uyumlu bir kişiye, diğeri ise, genelde bir gevşeklik, bir "kendini kapıp koyvermeye" eğimli bulunan bir kişiye aittir.

Çok yakın zamanlarda yapılmış bulunan bazı araştırmalar, kuvvetli bir baskının bazı akıl hastalarında ve dengesizlerde rastlandığını ortaya çıkarmıştır; Burada tazyikin kuvveti, hiç şüphesiz, güçlü bir iradeye delalet etmekten uzaktır.".

172. (a) Grafolojiden çıkan neticeler

Bir kimsenin yazısını saklaması değiştirmeğe çalışması çok güçtür. Kısa bir metin yazmak halinde yazıyı değiştirmek mümkündür. Fakat uzun bir yazı yazan kimse iradesini ne kadar kullanırsa kullansın asıl yazısını gösterecek şekilleri çizmekten kendini menedemez. Genellikle yazıda yapılacak ufak bir değişiklik ile yazının tanınmaz hale geleceği kanaati yazısını değiştirmek isteyenleri yanıltır ve yazı mütehassısı ancak teferruata inhisar edebilecek olan kasıtlı değişiklikleri kolaylıkla bertaraf ederek yazının hakiki vasfını ve ana hatlannı çıkartabiIir.

Bununla beraber Klages'in neşrettiği müteaddit misalIerden anlaşılacağı veçhile aynı kimseye ait iki yazıyı birbirine benzetmek bazan çok müşküldür. Klages der ki Goethe'nin ilk yazıları ile Bakan olduğu zaman, bu sıfat ile yazdığı mukayese edilirse görülür ki ince ve hisli bir kimsenin yazısı olan ilk yazılar, bilahara bürokratik tesirlerle değişmiştir.

Klages'in müteaddit kaidelerinden bazıları şunlardır: Tetkikata başlarken tetkik edilen muhtevası ihmal edilmemelidir Çünkü metnin tesiri altında hüküm vermek her zaman doğru olmaz, Tetkik edilecek metnin seçiminde, mutat yazıyı değiştirmesi muhtemel olan unsurları (büyük yorgunluklar, kramplar, akıl hastalıkları v.s.) gözönünde tutmak lazımdır. Bundan başka harici sebepler dolayısıyla kafi derecede spontane ve tabii olmayan yazılar da seçilmemelidir. Yazısı tetkik edilecek kimsenin şuurlu ve kasdi şekilde yazısını değiştirdiğini gösteren emareler mevcut ise bu çeşit yazılar da nazara alınmamalıdır. Bir kimsenin yazısının tetkik mevzuu olacağını bildiği hallerde (mesela resmi yazılarda) mutat yazısını değiştireceği aşikardır. O halde en iyi tetkik malzemesi gizli mahiyet taşıyan yazılar (hususi yazılar, yazı müsveddeleri v.s.) dir.

Yukarda gösterilen hususlardan başka, bir kimseden diğer kimseye değişen "Dikkat derecesi" de nazara alınmalıdır. Öyle kimseler vardır ki, yazdıkları şeyin içeriği üzerinde dikkatlerini toplarlar, yazının şeklini ihmal ederler ve yazı hemen hemen "Otomatik" hale gelir. Bazı kimseler ise yazının şekline bilhassa dikkat ederler. Bundan başka yazının mutat tipi üzerine etkili pek çok unsurlar mevcuttur. Mesela bir kimsenin amirine hitaben yazdığı ve bu isteği içeren dilekçede yazıyı güzelleştirme eğilimi gözükür.

Kadın-Erkek farkı yazıya tesir eder. Fakat unutmamalıdır ki, kadın yazılarından en az % 15 'i erkek yazısı karakteri arzeder, erkeklerin % 10' unun yazısında kalan kadın karakteri gözükür.

Yazı ile meslek arasında münasebet mevcuttur. Ticari yazılarda intizam görülür. Artistlerin yazısında hususi karakterler göze çarpar ve estetik heyecanların tesirine maruz şekiller müşahade edilir.

Klages, dindar kimselerin yazısında yukarıya doğru kıvrık şekiller müşahede etmiştir. Bazı kimseler aynı temayülü suçluların yazısında da müşahede ettiklerini iddia ederler. Çocuklarda yazısının sonuna doğru harfleri büyütme temayülü vardr. Yaşlıların yazısında ise hususi vasıflar (emniyetsizlik, titreme v. s.) mevcuttur.

Bu kısa izahattan anlaşılacağı veçhile Grafoloji suçlunun Biyopsikolojik "şahsiyet" inin tezahürü ve binnetice suçlunun şahsiyetinin incelenmesi için de faydalıdır. Lombroso, Grafoloji'nin yardımcı bir bilim olabileceğine işaret etmiştir. Lombroso'ya göre, suçluIarın yazılarına göre, iki grupta toplanması mümkündür: Kaatiller, hırsızlar. Birinci grupta olanların yazılarında harflerin uzunluğu, toparlaklığı, aşağı veya yukarıya doğru uzanması müşahade edilir. Hırsızlarda ise harfler daha yumuşak, kadınlann yazısına benzemek halleri gözükür.

Yakın zamanlarda Almanya'da muayyen bazı suçlu gruplarının yazıları hakkında tetkikler yapıldı: Roda Weser iki monografi yayınladı, biri hırsızların, dolandırıcıların diğeri gayri tabii mukarenet müptelalarının yazılarına dairdir. Bu sonuncuların yazılarında bir cansızlık, hayatiyet yokluğu, bir çeşit çocuklaşma müşahade etti. Gayri tabii mukarenet müptelalarının yazılarında intizamsızlık, hatlarda emniyetsizlik, uzunluk farklarını arttırmak temayülü görülmüştür.

Yazı ile "psikolojik durum" arasındaki bu münasebetlerden diğer sahalarda da kıymetli neticeler elde edilebilir. Ölmüş bir kimsenin bıraktığı bir vesikaya, hukuki neticeler atfederken, yazının tetkikiyle ölünün bunu nasıl bir psikolojik durum içinde yazmış olduğunu tayin etmek mümkün olabilir. Aynı şahsın ölümünden evvel yazmış olduğu diğer vesikalarla, tetkik edilen vesikanın karşılaştırılması kıymetli ip uçları verir.

Ceza usulü sahasında mektupların, yazılı beyinnelerin değeri büyüktür. Bunların ve bilhassa suç ihtiva eden mektupların manalandırılmasında yukarıdaki bilgiler yargıca yardım edebilir.

172. (b) Psikolojik ekspertiz:

Grafoloji ile yazı ekspertizi bir birinden farklıdır. Birincisi yazı sahibinin ruhsal durumunu inceler, ikincisi yazı veya imzanın bahis konusu kişiye ait olup olmadığı araştırır. Fakat bazı konularda ortaktırlar.

İtalyan Usul Kanununun 314/2. maddesine göre: itiyadi suçluluğun, suçu meslek edinmenin, suç işlemeğe eğilimin saptanması için ekspertize başvurulamaz.

İtalyan kanun hükmü "psikolojik ekspertiz"i sınırlamak isteğini yansıtır. Dolayısıyla "psikoanalist ekspertiz"de Usul uygulanmasına kolayca giremeyecektir. Bu direnç'in hükümlerinden biri de şudur: Suçun psikolojik (özellikle psiconalitik) izahında "devletin cezalandırmak hakkı" daralacaktır.

Bazı kanunlar açıkça (italyan CK. 133), bizim kanunumuz zımnen, temel cezanın takdirinde "suçlunun karakteri"nin nazara alınmasını gerektirir. Bunu sağlamak için ne yapılacağı hakkında kanunlarda hiç bir yol gösterilmemiştir. Fakat bu açıdan "psikolojik ekspertiz" olanaksız sayılmaz. Yargıç, belki "sorgu" ile bazı "tahmini teşhis"lerde bulunabilir. Psikanalize ve psikanalizine önem vermeyen yargıcın çıkaracağı sonuçlar belki de isabetli olamayacaktır.

"Tehlikelilik hali"ni (Pericolosita) hukuki bir müessese kabul eden sistemlerde psikanalizi nazara almayan bir yargıç "geleceğin teşhisi "ni başaramıyacaktır.

172. (c) Yazı ekspertizi:

"Yazı ve imza üzerindeki araştırmalar hukukta önem kazanmıştır. Hakkın kanıtlanması için "yazılı delil" arayan özel hukukta, delillerin takdirinde kamu hukukunda kazandığı önem grafoloji ve yazı ekspertizini bir uzmanlık kolu haline getirmiştir. "(9).

Yazının üzerine yazıldığı şeyin cinsi (Özellikle kağıdın cinsi) ve kullanılan aletin cinsi önemlidir. Yazma aracı kolaylık ister. Aracın cinsinin de yazı üzerinde etkisi vardır. Aracı tutma biçimi de önemlidir. Kağıdın az veya çok direnci araçla noktaların basılmasında etkilidir. Kağıdın pürüzlü, kaygan oluşu da fark yaratır.

Her yazıda kendine özgü "jest'ler vardır, bazı harfler, başkalarının yazısından farklı yazılır.

Her yazıda az çok "yazı krampları" görülür. Bunların kökeni fizyolojiktir. Ayakta, rahat oturmak veya oturmuş, kağıt dizleri üzerinde yazmak fark yaratır.

Bilirkişiye, yazı sahibi olduğu iddia olunan kişinin yaşı, erkek veya kadın olduğu, öğrenimi, meslek, diğer özellikleri (sağ el veya sol elle yazdığı, görme bozuklukları, elinde kusurlar ve bu gibi) bildirilmelidir.

Bazı harfler çizgi sayısı olarak birden fazladır, "m" harfinden olduğu gibi, Bazı harf- ler ise tek çizgilidir, "I", "o" harflerinde olduğu gibi. Bazı yazılarda, aynı harfler yazı çizgisinde daima yukarı veya aşağı kaçar. Bazı harflerde, örneğin (e) harfinde kıvrık özellik taşır.

Harf şekilleri dışında şu hususlar üzerinde de durulmalıdır: Açıklıklar, satır bitişi, satır hizası, kelime hizası, satır aralıkları, harfterin yüksekliği, kalem kaldırılışı, aynı kelime içinde kesilmeler, aşağı veya yukarıya taşmalar, harf kıvrımları (yuvarlıklar) kalınlıklar, titreşimler, harf değişiklikleri 'n,m,u'ya benzemesi gibi).

Yazının eksikliğini saptamak yazı eksperinin işi değildir, mürekkep'in analizi ayrı uzmanlığı gerektirir, kağıdın incelenmesi kazıma, silmenin yeniliği, eskiliği ayrı uzmanlığı gerektirir.

Mithatpaşa Cad. No:66/6      Tel: 0312-419 38 65      Fax: 0312-222 78 43