Vakıf Hakkında
Faruk Erem
Hümanist Dergi
Tabiatın Doğal Kaynakları

Vatana İhanet

Deniz Senfonisi

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu

Mantar Meşesi

Portekiz

Sanatın Hayatımıza Katkısı

Faaliyetlerimiz

Antik Kültürün ve Doğal Kaynakların Toplumsal Paylaşımı

Kalıtımlı Suçlu Psikolojisi

Pamukkale

Muhallebili Ayva Tatlısı

Arka Kapak İçi

Arka Kapak

Ön Kapak İçi


Haberler
Gezelim Tanıyalım
Bize Yazın
Mithatpaşa Cad. No:66/6      Tel: 0312-419 38 65      Fax: 0312-222 78 43
Suçlu psikolojisi üzerinde yapılan tetkiklerin verdiği neticeler, bütün sebebi veraset olarak kabule imkan vermemektedir. Muhakkakki çevre veraset kadar ve hatta ondan daha fazla suçlu psikolojisi üzerinde etkilidir. Bu etki bazı toplum yapısına bağlı suçlarda daha fazla kendini göstermektedir. Eğer fahişe anadan yine böyle bir evlat doğmuş ise, bunda herhalde kalıtımdan ziyade görerek, sürüklenme etkilerini aramak gerekecektir.

Suçda toplumun ve irsiyetin payını her hadisede ayrı ayrı incelemelidir. Verilecek hükmün önemi çok büyüktür. Çünkü asıl sebebin irsi, oluşuna göre suçlu hakkında tatbik edilecek tedbirlerin türü de değişecektir. İrsi olduğu şüphesiz olan vakalarda, kesin tedbirlere müracaat etmeğe toplumun hakkı vardır. Eski devirlerde babalarının suçundan dolayı çocukları da ceza görüyordu. Daha uygar bir devirde yaşadığımız için böyle bir tedbire başvuramayız. Fakat toplumun bünyesini bozan irsi kusurların geçişine uzayıp gitmesine göz yumulamaz. Garofalo'nun dediği gibi "Suçluların çocukları, babalarının suçundan dolayı cezalandırılamaz. Fakat bu çocukların doğmasına engel olunabilir."

Ceza hukukunda "emniyet tedbirleri"nin başarısı, suçlu psikolojinin sebeplerinin iyi teşhis ve tesbitine bağlıdır. Özellikle "ceza" ve "cezanın infazı" meselelerinde ceza hukukuna yol göstermeğe başlamış olan psikiyatrinin verilerinden azami derecede yararlanmalıyız (27).


20) Bu nazariyenin tenkidi hakkında bk. Garofalo, s. 109

(21) Morgan (C.), s. 37: "Tek yumurta ve çift yumurta ikizleri arasındaki genetik fark, psikologlar için çok yararlı olmuştur. Tek yumurta ikizleri, tek dölütten gelişmekte, böylece kalıtımları aynı olmaktadır, (Bu nedenle cinsiyetleri de aynıdır). O halde, tek yumurta ikizlerinde gördüğümüz herhangi bir fark, çevresel farklardan ileri gelmektedir. Çift yumurta ikizleri, aynı zamanda oluşan iki farklı dölütten gelişmektedir. Her dölüt ana-babasının genlerinin tesadüfi bileşimini içerdiğinden, bu ikizler farklı zamanlarda doğmuş olan kardeşlerden daha fazla benzemektedir. Diğer taraftan beraber büyütülen çift yumurta ikizlerinin çevreleri, kardeşlerinkinden daha benzer olmaktadır. Bu çevreler, birbirleriyle tamamen aynı olursa, ikizler arasındaki herhangi bir fark, kalıtımsal olacaktır. Gerçekte hiçbir bireyin çevresi aynı olmamaktadır. Fakat çift yumurta ikizlerinin çevreleri, bazen psikologların, kalıtım ve çevre arasındaki etkileşimi anlamalarına yardımcı olacak kadar benzer olabilmektedir."

(22) Rousseau, s. 134.

(23) Aynı mahiyette araştırınalar hakkında, Garofalo, s. 93; Aleksandre Brüksel Üniversitesi, Suçlu Psikolojisi notları, s. 12.

(24) Grenlona, s. 217.

(25) Garofalo (-den naklen), s. 93

(26) Aleksandre, s. 13.

(27) Gökay, Fahrettin Kerim, adı geçen eser: "Psikiyatriden bahsederken psikiyatride söz sahibi olan bir sosyolog, içinde yaşadığı sosyetelerin zaaflarını iyi görür, bunların, sarsıntılarının kaynağı ve seyrini daha iyi bilir, inceler, sosyal hayattaki bozuklukların sebeplerini ve bu bozuklukların fertler üzerindeki etkilerini araştırarak ona göre çareler arar. Evlenme, geçimsizlik, boşanma gibi aile içlerinde cemiyet barometresinin ayarını düzenler. Cürümler ve diğer karanlık işlerde adalet terazisi ibresinin doğrudan şaşmamasına yardım eder. Cürümlerin kaynaklarını arar. Mahiyetlerini inceler. Cürümlere karşı alınması gereken tedbirleri inceden inceye tetkik eder. "Çevrecilik (Ing. environ-rnentalism): Davranışların gelişiminde, kalıtım yerine çevre etmenlerine öncelik ve ağırlık veren görüş" (Enç).

Şüphesiz suçlu aileler üzerinde araştırma usulü olumlu sonuç verebilir. Yalnız insanlar üzerinde irsiyet araştırmalarında hata ihtimallerini gözönünde tutmalıdır. Diğer taraftan suçlu aileler incelenirken, hakkında bilgi alınamayan fertlere rastlamak bazı hususların tesbitine imkan bulamamak gibi güçlükler daima mevcuttur.
İrsi suçluluk meselesi hakkında sık sık ve yerinde olmayan bir şekilde kullanılan bir terim mevcuttur: Atavizim. Ana babada mevcut olmadığı halde çocukta ecdadının karakterlerinin görünmesi "atavizim"dir.

İrsi suçluluk sahasına nakledilmiş ve kanlı suçları işleyen kimselerde belki de ilk insandan daha önceki safhadan gelen bir atavizmin etkili olduğu ileri sürülmüştür (20).

İrsi suçluluk müsbet şekilde ilk defa Amerika' da incelenmeğe başlanmıştır özellikle ikizler ele alınmıştır. İkizlerin doğar doğmaz birbirinden ayrılması ve başka başka çevrelerde yetiştirilmesi ve elde edilen sonuçların tespiti şeklinde yapılan bu tecrübelerden inandırıcı neticeler elde edilmiştir. Yalnız burada dikkat edilecek bir nokta vardır. Çocukların gerçek ikizler olması (Yani bir tek yumurtanın ilhakından hasıl olma) dır. İstisnai hallerde meydana gelen ve iki yumurtanın aynı zamanda ilhakından hasıl olan ikizlerdeki benzerlik diğerlerine nazaran daha azdır. Bu sahada yayınlanan eserlerin hemen hepsinde iki sonuca varılmaktadır: Suç ve kötü hareketlere eğilim her iki çocukta görülmüş ve fakat çevrenin tesiri ile bu eğilimi önlemek mümkün olmuştur (21).

Çevrenin irsi özelliklerin ortaya çıkmasına engelolabileceği kabul edilmekle beraber bunları yok edebileceğine inanılamaz. Kimsesiz çocukların bulunduğu müesseselerde bütün çocuklar aynı terbiye sistemine tabi tutulmuş olmalarına rağmen her çocukta "ferdi" ve gerçekten "irsi" olan eğilimler görülmüştür (22).

Suçlu psikolojisinin irsi olduğunu tesbit maksadı ile seçilen değer bir usül, suçluların ailelerini araştırmak, suçludan geriye doğru giderek aynı ailenin yetiştirdiği suçlu miktarı ve işledikleri suçların türünü tesbit etmekdir. Bu araştırmaların neticesinde gerçekten "suçlu aile" diyebileceğimiz ailelerin mevcudiyeti ve işlenilen suçlar arasında az çok bir benzerlik olduğu gözlenmiştir (23).

Bir İtalyan yazarından aldığımız şu örnek bu düşünceyi çok açık olarak canlandıracaktır. Bir İtalyan mahkemesi tarafından ölüme mahkum edilen ve suçlunun patolojik durumu bakımından bilirkişiye başvurulmaması yüzünden hakkındaki hüküm bozulmuş bulunan bir adam öldürme suçlusunun bu dava münasebeti ile şahsiyeti, ailesi incelenmiş ve şu olaylar tespit edilmiştir:

a) İki ay kadar süren gözlem esnasında suçlunun zeka derecesi düşük kendi kendini denetleme kudreti zayıf, utanma hissi mevcut değildir, b) Suçlu daha küçük yaşta iken sigara sattığı kahvede hırsızlık yapmıştır, c) Daima yalan söylemek ihtiyacını duyar, etrafındakiler tarafından garip bir insan olarak tanınır, ç) Suçlunun babası alkolik, anası nevropattır. Ailede delilik ve verem bol miktarda mevcuttur, bir teyzesi erken bunamadan akıl hastanesindedir, diğer bir teyzesi de paranoyali idi.

Suçlu aile tiplerinin incelenmesinden çıkan bir sonuç, bu ailelerin anormal unsurlarının normal fertlere nazaran bir üstünlük arzetmesi veya hiç olmazsa anormallerin önemli bir miktarda bulunmasıdır. Ailenin anormal psikolojik terekesi, adeta eşit olmayan oranlarla, bazen atlamalarla dağılmış gibidir.

Yaşlı ana babadan doğanlar arasında suçluların nisbetinin daha fazla olduğu iddia edilmiştir. Garofalo tarafından nakledilen şu rakamlara göre, suç işlememiş olanlar arasında yaşlı ana babadan doğanlar ancak yüzde 21 olmasına rağmen bu nisbet suçlular arasında yüzde 32 dir. Kaatiller tek olarak ele alındıkları zaman bu nisbetin yüzde 52 ye yükseldiği görülür. Bu nisbetsizlik ihtiyarlık yaşının ruhi bozulmaları, artan egoizim, hasislik gibi duyguların çocukların üzerindeki zorunlu etkisi ve onlara fena eğilimlere yatkın bir özellik vermesi ile izah edilmiştir. (25)

Fuhşa eğilimin de irsiyeti kabul edilmektedir. Fakat bu sahada yapılan aile incelemelerini bir neticeye bağlamak da güçtür. Çünkü fahişeler genellikle aileleri ile ilgilerini keserler veya aileleri hakkındaki sorulara yanlış cevap verirler. Bu güçlüklere rağmen Prof. Bongerv (26) Edinburg fahişeleri arasında yaptığı araştırmalarda şu neticeyi elde ettiğini bildirmektedir. İki fahişe ananın dört, beş fahişe ananın üç, on fahişe ananın iki ve 24 fahişe ananın bir kızının fahişe olduğu görülmüştür.