Vakıf Hakkında
Faruk Erem
Hümanist Dergi
Türk Sanatı

Hakim Politik Baskı Altında

İhtişamlı Firuze Kubbeler

Gül

F.Erem'in Şiiri - Mertlik

Faaliyetlerimiz

Anasayaya Aykırılık

Çay

Balballar

Özbekistan

Çorba

Ön Kapak İçi

Arka Kapak İçi

Arka Kapak


Haberler
Gezelim Tanıyalım
Bize Yazın
Mithatpaşa Cad. No:66/6      Tel: 0312-419 38 65      Fax: 0312-222 78 43
    Anayasa aykırılık iddiasının mahiyeti:

    "Anayasaya aykırılık iddiası"nın bir ön mesele olduğu kabul edilmelidir. Esasen kanun vazıı Anayasaya aykırılık iddiasına "meselei müstehire" adını vermiştir. (bk. Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri hakkında K.). Ceza hukukunda Kanunun Anayasaya uygunluğunda tereddüt, suç işleyen mutlaka ceza görür, kaidesini cezanın kat'iliği kaidesinin tesirini azaltır, ceza görmemek ümidini artıran her şey ceza hukukunda mahzurlu sayılmaktadır.

    "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde kararname hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır... Anayasa Mahkemesi işin kendisine ve gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar... bu süre içinde karar verilmezse mahkemede davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemeler buna uymak zorundadır" (Anayasa 152). Bu hükme göre ciddi görünen Anayasaya aykırılık iddiası mecburi bir ön mesele sayılmış ve meselenin çözümü kaide olarak Anayasa Mahkemesine bırakılmış ve Anayasa Mahkemesinin kararına uymak mecburiyeti kabul edilmiştir.
    b) Mahkemenin işe el koymuş olması: Anayasaya aykırılık meselesinin çözülmesi için Anayasa Mahkemesine gidilmesi kararını verecek olan mahkemenin "bir davaya bakmakta olan mahkeme" olması lazımdır. Zira "doğrudan doğruya iptal davası" açmak yetkisi muayyen makamlara verilmiştir. (Anayasa 150). Bu sebeple mahkemenin böyle bir karar vermeden evvel kamu davasının açılmasında veya mahkemenin vazifesinde bir eksiğin bulunmaması lazımdır. Bu itibarla, mesela takibi şikayete bağlı bir suçta, şikayet olunmaksızın dava açılmış ise, bu dava ile alakalı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı üzerinde durulamaz veya mahkeme esasen o davaya bakmağa "vazifeli" değil ise, vazife ciheti bilahare düşünülmek üzere meselenin Anayasa Mahkemesine havalesi yoluna gidilemez. Geniş manada vazife itirazı ile karşılaşılması mümkündür. Anayasanın 9. Maddesine göre "yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır". O halde idari makamlara yargı yetkisine dahil sayılacak kararlar vermek salahiyetini tanıyan kanunların Anayasaya aykırılığa iddia edilecektir(2).
      Anayasaya aykırılık iddiasının hususiyeti:
    Görülüyor ki bu ön mesele, diğerlerinden pek farklıdır. Esasen uygulanacak kanun hükmünün muteber bir hüküm olup olmadığı ile alakalı bir mesele bahis konusudur.

    Bir hükmün Anayasaya aykırılığını taraflardan birinin ileri sürmesi şart değildir, hâkimin bir hükmü anayasaya aykırı görmesi ve bunu re'sen bir ön mesele sayması mümkündür. Burada "taraf" tabirine "savcı" dahildir.(1).

    a) Dar manada ön mesele: Anayasaya aykırılık iddiasının ceza davalarında Usul Kanununun kabul ettiği dar manada ön meseleye, yani bir fiilin suç olup olmamasının diğer bir hukuk dalına müteallik bir meselenin halline bağlı olması haline (CMUK. 255) münhasır olduğu düşünülemez, bunun dışında kalan, fakat ceza davasının sonucuna tesir eden diğer hususlarda da Anayasaya aykırılık şeklinde ön mesele kabulü imkansız değildir.
    Bir davada "kanun hükümlerinin içtimaı" mevcut ise, diğer deyimle "fikri içtima" (TCK. 79) bahis konusu ise, hükümlerden en ağırına göre ceza verileceğinden, eğer Anayasaya aykırılığı iddia edilen hüküm bu hüküm değil ise, mahkeme Anayasa ön meselesi üzerinde durmamalıdır(3).

    c) İddianın ciddiliği: Taraflarca ileri sürülen aykırılık iddiasının mahkemece "ciddi olduğu kanısına varılması" lazımdır ki (Anayasa 152) ön mesele kararı verilebilsin. İddianın ciddiyeti hukuki bir terim değildir. Anayasanın kullandığı bu ibare isabetsizdir. Bazı yabancı kanunlar "ileri sürülen mesele aşikar surette gayri varit değil ise" iddianın Anayasa Mahkemesine gönderileceği ibaresini kullanmıştır ki doğrudur(4). Anayasaya aykırılık gibi bir iddianın ciddiyetinin takdiri bir sonuca bağlanması haklı sayılamaz.

    Kanun ciddiyeti tarafların iddiasında aramaktadır. Savcının iddiasında mahkeme ciddiyet arıyacaktır ki izahı müşküldür. Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi olup olmadığını araştırmak Anayasa Mahkemesi için, bu mahkemeye müracaat şartı olarak bidayeten tetkiki gereken bir şart değildir. Bu itibarla mahkemeden gönderilen Anayasaya aykırılık iddiasının tetkiki ve karara bağlanması zaruridir.
(1) Leone (trattato... I, s. 342, bk. Anayasa Mahkemesi içtüzüği), 15 (RG. 3.8.1962), n. 11171). Gölçüklü (Feyyaz) Ceza hukuku açısından 1961 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Siyasal Bil. Derg. 1963, n. 2) Anayasa Mahkemesine fertlerin başvuramayacağı hakkında bk. Anayasa Mahkemesi kararı: 5.9.1962, 2/1 (R.G. 3.10.1962, n. 11222), bk. Arık, yeni Anayasa Mahkememiz hakkında (Ad. derg. N. 9, sh. 231).
(2) Bu hususta bk. İtalyan Anayasa Mahkemesi kararı, 1960 (Riv. Epnale 1960, fasc. 7, ss. 553); bk. Arık, s. 835; De Marsico, n. 28.
    Mahkeme, ciddi gördüğü Anayasaya aykırılık iddiası hakkında, aynı hususta Anayasa Mahkemesinde bir iddianın karara bağlanmak üzere beklediğini ileri sürerek karar vermekten çekinemez.

    Mahkeme Anayasa aykırılık iddiasının reddi şeklinde karar vermemelidir. Zira reddin bu şekilde olması neticede iddia konusu kanun hükmünün Anayasaya uygunluğunun mahkemece kabulü anlamına gelirdi. Halbuki mahkemenin Anayasaya uygunluk veya aykırılık konusunda karar yetkisi yoktur. O halde -isabetli bir terim olmamakla beraber- iddianın ciddi görülmediği formülü kullanılmalıdır.

    Anayasaya aykırılık iddiası ileri sürülmüş olan bir davada mahkeme davayı düşüren sebepler görürse (dava zamanaşımı gibi) Anayasaya aykırılık olup olmadığı yolundaki ön meselenin çözümünden sonra mı bu sebepler hakkında karar verecektir? İtalyan Temyiz Mahkemesine göre davayı düşüren sebep, Anayasaya aykırılık iddiasından evvel vukua gelmiş olsa dahi, Anayasaya aykırılık iddiasının çözümü ona tekaddüm etmelidir(5). Buna mukabil Anayasaya aykırılık meselesinin çözümüne tercih tanımak veya tanımamak hususunda kesin bir kaide konulamıyacağı, bunun hadisesindeki ehemmiyetine göre tayini gerektiği fikrinde olanlar da vardır.

    Anayasaya aykırılık iddiasını mahkemenin bekletici - ön mesele sayması hakkındaki kararına "itiraz" edilemez. Esasen mahkemelerin ara kararlarına itiraz istisnadır, istisnalar arasında bu karar sayılmamıştır. Aynı şekilde Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmeyen karara da itiraz edilemez, fakat bu karara karşı, hükümle birlikte Yargıtaya başvurulabilir. Bununla beraber evvelce talebi reddetmiş mahkemenin sonradan bu kararını değiştirmesine engel yoktur, ara kararlarından dönülebilir. Tarafların iddiası üzerine mahkeme bekletici - ön mesele kararını vermiş ise iddia eden tarafın bunu geri alması, meselenin Anayasa Mahkemesinden geri alınmasını mümkün kılamaz. Zira mahkemenin kararı üzerine işe el koymuş olan anayasa Mahkemesinin kararlarına taraf iradesinin tesiri yoktur.

    Anayasa Mahkemesi, Anayasaya aykırılık iddiasının varit olup olmadığına karar verecektir. İddia konusu hükmün Anayasaya uygun olduğu yolunda verilecek karar Anayasanın maksadını aşmak olur(6).

    Anayasa Mahkemesi, bir kanunun veya bir kanun hükmünün Anayasaya aykırı olduğu sonucuna varırsa bunun "iptal"ine karar verecektir. İptal olunan kanun veya kanun hükmü, gerekçeli kararın Resmi gazetede yayın tarihinde yürürlükten kalkar. Bununla beraber "gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir, Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayınlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez", "İptal kararı geriye yürümez" (Anayasa 153, Anayasa Mahkemesi Usul Kanunu), Anayasa Mahkemesinin iptal tarihini karar tarihinden öteye bırakabilmesi, iptal kararının geriye yürümemesi izahı kabil hususlardan değildir. Zira bu suretle Anayasaya aykırı bir kanuna, kısmen de olsa, hayatiyet tanınmış olur. Fakat diğer memleketlerde de umumiyetle kabul edilen usul budur(7). Bu usul, ihtilatlara sebep olmamak gibi, faydacı bir düşünceye dayanır, hukuk mantığına dayanmaz. Kanunlar Anayasaya aykırı olamıyacağına göre Anayasaya aykırı olduğu kabul edilen bir metin "kanun" değildir, esasen "gayrı meşru kanun" kavramı anlaşılır bir kavram sayılamazı(8). Böyle olunca "Kanunsuz suç olmaz" kaidesine (Anayasaya) göre netice çıkarmak icap eder(9).

    Ön mesele olarak Anayasaya aykırılık iddiasının ne şekilde Anayasa Mahkemesine intikal edeceği hususundaki güçlükleri, tereddütleri giderecek hususi bir kanuna memleketimizde de ihtiyaç vardır.
(3) kşz. Leone, (Trattato... I, 1961), s. 342.
(4)bk. Brichetti, L'evidenza nel diritto processuale penale, ss. 87; Eula (Ernesto), Panorama e prospettive di guistizia, costituzionale (riv. Penale 1955, n. 6) s. 349; Leone (Trattato... I, 1961), s. 343 s. 344, nt. 74; "İddianın ciddiliği" kavramı için bk. D'Aniello (M), Le innovazioni al codice di procedura penale (Milano, 1955), s. 8.
(5) bk. Leone (Trattato... I, 1961), s. 343; nt. 71; Feyzioğlu (Turhan), Kanunların Anayasaya uygunluğunun kazai murakabesi (Ankara, 1951), s. 65.
(6) kşz. Leone (Trattato... I, 1961), s. 344, nt. 76; bk. Cordero (ideologie ...), s. 141.
(7) bk. Cristofani, ss, 174.
(8) Rossi, il sindicato di legittimita constuzionale dele leggi penali (Riv. Penale, 1952, ss. 429; Eula s. 350.