Vakıf Hakkında
Faruk Erem
Hümanist Dergi
Türk Sanatı

Hakim Politik Baskı Altında

İhtişamlı Firuze Kubbeler

Gül

F.Erem'in Şiiri - Mertlik

Faaliyetlerimiz

Anasayaya Aykırılık

Çay

Balballar

Özbekistan

Çorba

Ön Kapak İçi

Arka Kapak İçi

Arka Kapak


Haberler
Gezelim Tanıyalım
Bize Yazın
Mithatpaşa Cad. No:66/6      Tel: 0312-419 38 65      Fax: 0312-222 78 43
Dikilitaşların ilk örnekleri Sibirya'daki Uybat bölgesine ait gravürlerde görülür. Yükseklikleri 5-7 m. ye ulaşan bu dikitler kabaca dikdörtgen biçiminde yontulmuş taş bloklardır. Belirli aralıklarla sıralanmış olan bu dikitleri mezar taşı olarak yorumlamak mümkün değildir. Hangi amaçla dikildikleri konusunda çok farklı görüşler mevcuttur. Yol kenarlarında olması nedeniyle bunların yoldan geçenlere ölüleri hatırlatması ve anılarını yaşatması amacıyla konmuş olabileceği düşünülebilir. Anlamı ne olursa uslun taştan oyulmuş bu heykeller birer portredir. Balbalların plastik hacimlerinde ve duruş biçimlerinde bazı ortak ilkelere uyulduğu görülür. Çoğunun yüzü doğuya veya güneydoğuya dönüktür. İster kadın figürü ister erkek figürü olsun hepsi cephe duruşuyla tasvir edilmiştir. Baş genellikle kütlesel bir gövde üstünde oturur. Kollarda vücuttan ayrılmaksızın bazen sade çizgi ile bazen de plastik olarak belirginleştirilir.
Yayıldığı alana ve zaman dilimine dayanarak tamamiyle bozkır topluluklarının ürünü olduğu anlaşılan balbal kültürü diğer dinlerin ortaya çıkmasıyla birlikte yok olmaya başlamıştır. 2000 yıl içinde dikdörtgen formlu dikilitaşlardan insan biçimli heykellere dönüşen balbalların geçirmiş olduğu bu evrim kültür ve sanat tarihi açısından çok aydınlatıcıdır. İlk örneklerde tek, sonraları iki elle tutulan içki kaplarının biçimleri göçebelerin kullandıkları kase ve kadehler hakkında son derece değerli bilgiler vermektedir. Heykellerden anlaşıldığı kadarıyla bunlar arasında en yaygın olarak kullanılanları küçük yuvarlak kadehlerdir. Ayrıca kulpsuz çanaklar düz ve yuvarlak tabanlı veya ayaklı kadehlerde görülür. Kadeh motifi büyük ihtimalle sonsuzluğu veya ebedi hayatı simgeler.

Balballarda görülen başlık şapka ve miğferler de göçebe dünyasının giyimi konusunda önemli bir bilgi kaynağıdır. Sivri tepeli üstten bağlanan başlık ve kapüşonların Hun devrinden beri yaygın olduğu bu heykellerden anlaşılmaktadır. Ayrıca küpe kemer tokası hançer, kılıç ve elbise deseni gibi ayrıntılar o çağların giyim kültürü ve motif birikimi konusunda çok değerli ip uçları verir. Sanki Türk topluluklarının yayıldığı alanın sınır taşları olan ve eskiden beri gezginlerin ilgisini çeken bu heykellerden yüzlercesi kayıtlara geçmiştir.

Sanat tarihçileri balbalları kronolojik olarak genellikle iki gruba ayırırlar. MS. 7 ve 8.yüzyıllara tarihlenen dikdörtgen bloklar halindeki taş sıraları ve 8-9. Yüzyıllarda yaygınlaşan insan görünümündeki heykeller. Aslında bunlar tam heykel değildir. Biçimi zamanla gelişen bu dikilitaşlar sonunda ayakları toprağa gömülü birer insan heykeline dönüşmüştür.