Vakıf Hakkında
Faruk Erem
Hümanist Dergi
Türk Sanatı

Hakim Politik Baskı Altında

İhtişamlı Firuze Kubbeler

Gül

F.Erem'in Şiiri - Mertlik

Faaliyetlerimiz

Anasayaya Aykırılık

Çay

Balballar

Özbekistan

Çorba

Ön Kapak İçi

Arka Kapak İçi

Arka Kapak


Haberler
Gezelim Tanıyalım
Bize Yazın
Mithatpaşa Cad. No:66/6      Tel: 0312-419 38 65      Fax: 0312-222 78 43
Uluğ beyin yaptırdığı Uluğ bey medresesi 1417 tarihlidir. Buhara' daki anıtsal mimarlığın son örneği Niyazi Kul'un yaptırdığı dört kuleli medresedir.

Timur'un Semerkand'ı kendine başkent olarak seçmesinden sonra kent olağanüstü güzellikte anıtlarla bezendi ve tüm ülkeye örnek oldu.( bibi hatun medresesi ve Gur Timur 'un türbesi). Buhara ise etkin bir sanat merkezi olarak kaldı. Hive'de 18. Yüzyılda yapılan ulu cami ile 19. Yüzyıldan kalma 2 medrese geleneksel mimarlıktan esinlenen yapıtlardır.
Orta Asya'da bulunan ve Seyhun ile Ceyhun ırmaklarının arasında yer alan Özbekistan'ın büyük bölümü Kızılkum çölü ile kaplıdır. Oldukça sıcak bir iklime sahip olan ülkenin ana tarım bitkisi pamuktur. Pamuk üretimi ve ona bağlı sanayi kolları oldukça gelişmiştir.
Kızılkum çölünün kenarında bir vahanın en önemli kenti, kervan yolları üzerinde eski bir Pazar yeri olan ve bugün bir yönetim ve dokuma sanayi merkezi konumundaki Buhara'dır. Buhara Samani'lerin başkenti olduğu dönemde çok önemli bir kültür, ticaret ve din merkeziydi. İslam dönemi mimarlığının günümüze ulaşan en eski örneği Samani'lerden İsmail bin Ahmet'in (907) türbesidir. Sasani ateşgedelerin etkisini taşıyan yapı kare planlıdır. Duvarların sepet örgüsü biçimindeki tuğla düzenlemesi dikkat çeker. Her yönde sivri kenarlı kapılar vardır. Ana mekan büyük kubbeyle örtülüdür. Köşelere de küçük kubbeler yerleştirilmiştir.
Bugünkü başkent olan Taşkent'teki opera binası İslam üslubuna ilginç bir dönüş olarak karşımıza çıkar. Dünyanın en uzun ticaret yolu olan İpek Yolu'nun güzergahında askeri ve dini amaçlı olmasına rağmen kervanların ve yolcuların konaklayabileceği mimarlık anıtları sıralanırdı. Asya'daki Türk kervansarayları genellikle tuğlanın zaman zaman da kerpicin kullanıldığı çok gösterişli yapılardır. Bunlar genellikle İpek Yolu'nun ana ve tali yollarının geçtiği yerlerde yapılmıştır.