Vakıf Hakkında
Faruk Erem
Hümanist Dergi
Sulak Alanlar

Susma Hakkı

Şiir- Eller

Flamingolar

Açlık Grevi

Linç

Faaliyetlerimiz

Ege'nin Renkli Köyleri

İran

Sağlık Köşesi

Gediz Deltası

Kahvaltılık Sos

Ön Kapak İçi

Arka Kapak İçi

Arka Kapak


Haberler
Gezelim Tanıyalım
Bize Yazın
Mithatpaşa Cad. No:66/6      Tel: 0312-419 38 65      Fax: 0312-419 76 25
    Ormanda gece, kırdakine benzemez. Karaağaç erken uyur. Çam kokusu uyanık. Ağaçlar gece yaşar, gece ölür. Gövdesi çürümüş karaağacın yere yıkıldığını gündüzün gören olmamıştır. Düşen bir yaprağın, yerde çürümüş yapraklara katılması bile bir olaydır. Bir sürüngenin hışırtısı, kirpi ile yılanın boğuşması, kaçan ve kovalayan sesler sürüp gider. Her çığlığın ardında bir süre sessizlik. Orman kendini dinler gibidir.

    Sessizlik uzun sürerse korkulur. Evvelâ başkaca bir koku. Kavruk. Sonra keskinleşir. Soluk bir aydınlık, ağaçlar arasından süzülür. Orman canlıların ayak sesleri. Hızlı, kaçış. Birden Orman aydınlanır. Yangın.

    Gürgen köyüne bitişik orman yanıyordu. Köylüler evlerinden fırladılar. Yangına karşı dizildiler, şaşkın. Sıcaklık yüzlerine vuruyordu. Şimdiye kadar görülmemişti, rüzgarın yön değiştirdiği. Rüzgâr ormandan yarık kayaya doğru esiyordu. Alevler köyün ucundaki evleri sardı.

    Köylüler ormanı kimin yaktığını bilirler, söylemezler. Bu kez öyle olmadı. Kenarda duran bir köylüye gözler dikildi.

    Ertesi gün savcılık el koydu. Bu bir linç olayıydı. Köy yanmıştı.


ürgen köyü, ormana hemen hemen bitişiktir. Karşıdaki yarık kayadan rüzgâr ormana doğru eser. Ağaç güneye doğru eğiktir. Yön gösterir gibi, rüzgar esmese de.